Gazze’yi Unutma, Vicdanını Unutma Nuray Canan Songur’un Kaleminden İnsan bazen büyük imtihanlarla değil, küçücük tercihleriyle belli eder hangi tarafta durduğunu. Marketten aldığımız bir ürün… İçtiğimiz bir kahve… Alışkanlık haline getirdiğimiz bir marka… “Benim aldığımdan ne olacak?” deyip geçebiliriz. Ama ben meseleye böyle bakamıyorum. Çünkü Gazze’yi gördük. Çocukların korkusunu gördük. Annelerin çaresizliğini gördük. Yıkılmış evleri, yarım kalmış hayatları gördük. Ve gördükten sonra insan artık eskisi gibi yaşayamaz. En büyük korkum şu: Gazze’ye alışmak.
Aile kalemizdir. Çocuklarımız ise kırmızı çizgimizdir. Avrupa Bize Aile ve İnsanlık Dersi Vermesin Bir toplumun geleceğini ele geçirmek istiyorsanız önce ordularına değil, çocuklarının zihinlerine ulaşırsınız. Çünkü çocuk değişirse aile değişir. Aile değişirse toplum değişir. Toplum hafızasını kaybederse bir süre sonra kendi değerlerine yabancılaşır. Bugün Türkiye'de yaşanan tartışmaya tam da buradan bakmak gerekiyor. Mesele herhangi bir yetişkinin özel hayatını takip etmek değildir. Mesele çocuktur.
BİR ÇİZGİ FİLMDEN ÜMMET ŞUURUNA: ÖMER İLE HANA’NIN HATIRLATTIKLARI Geçenlerde çocuklar için hazırlanmış bir çizgi filme denk geldim. Adı Omar & Hana, yani Ömer ile Hana… İlk başta birkaç dakikalık, çocuklara İslam’ı ve güzel ahlakı anlatan sevimli bir çizgi film olduğunu düşündüm. Fakat birkaç bölüm izledikten sonra şunu fark ettim: Bu çizgi film çocuklara sadece dua etmeyi, selam vermeyi veya güzel davranışları öğretmiyordu. Çocuklara bir kimlik anlatıyordu. Bir aidiyet anlatıyordu. Ve belki de bugün biz yetişkinlerin dahi yeniden hatırlamaya ihtiyaç duyduğu o büyük kavramı anlatıyordu: Ümmet olmayı…
Çocuk Sesinin Azaldığı Bir Ülkenin Geleceği de Sessizleşir Nuray Canan Songür Bir milletin geleceğini anlamak istiyorsanız yalnızca fabrikalarına, yollarına, binalarına bakmayın. Evlerine bakın. O evlerde kaç çocuk gülüyor, kaç anne geleceğe güvenle bakıyor, kaç genç “Ben de bir yuva kuracağım” diyebiliyor? Bugün Türkiye’nin önünde sessizce büyüyen çok ciddi bir mesele var: Aile küçülüyor, çocuk sayımız azalıyor. TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızımız 2025 yılında 1,42
Bugün FETÖ gibi yapılanmaların veya dinî duyguları istismar ederek insanları kendilerine bağlayan, onları maddi, manevi ya da siyasi amaçları uğruna kullanan yapıların ortaya çıkışını yalnızca bugünün meselesi olarak görmemek gerekir. Bu mesele, çok daha derin bir eğitim, ilim, ahlak ve din anlayışı problemidir. Yaklaşık iki asırdır İslam dünyasında yaşanan fikrî, siyasi ve toplumsal kırılmalar; son yüz yılda ise milletimizin dinî eğitimle olan bağının ciddi biçimde zayıflaması, büyük bir boşluk meydana getirmiştir. Bu boşluk ortadan kalkmadığında onu mutlaka birileri doldurmaktadır. Çünkü insanoğlunun yaratılışında inanma, anlam arama, kendisinden daha yüce bir hakikate bağlanma arzusu vardır. İşte mesele tam da burada başlamaktadır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE: KARDEŞLİĞİ YENİDEN HATIRLAMAK Türkiye bugün sadece bir terör meselesini değil; istikbalini konuşuyor. Asıl soru nettir: Bir daha hiçbir evladımızın dağa çekilmediği, hiçbir annenin gözyaşı dökmediği ve gençlerin etnik kimliklerle birbirinden ayrıştırılmadığı bir geleceği nasıl inşa edeceğiz? Silahların susması kritiktir; fakat kafi değildir. Meseleyi yalnızca silahtan ibaret görmek, onu doğuran öfkeyi ve aidiyet krizini çocuklarımıza miras bırakmak demektir. Bu yüzden Terörsüz Türkiye’nin temeli dağlarda değil, evlatlarımızın kalbinde atılmalıdır. Tam da bu noktada, İslam’ın asırlar önce ilan ettiği o büyük ölçüye dönmek zorundayız:
İsrail zulmüne direnişini onurlu bir şekilde devam ettiren Gazze halkına yardımlarını sürdüren Önce İnsan Uluslararası Kadın ve Çocuklarla Dayanışma Derneği’nin yardım partnerlerinden birisi de Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) oldu. Hz. Muhammed’in dünyaya teşrifinin yıl dönümü münasebetiyle 5 bin kişilik sıcak yemek dağıtımının yer aldığı ”Gazze Ümmet Sofrası” etkinliğine, hayırseverlerin yanısıra UTEP de katkı sundu. Mevlid Kandil’inin de kutlandığı bu anlamlı günde mazlum ve mağdur Gazze halkının yanında ilk günden beri durmaya gayret gösteren Önce İnsan Derneği, 5 bin kişilik geniş kapsamlı sıcak yemek desteğiyle Gazzeli kardeşlerimizin onurlu mücadelesine destek vererek, ”Önce İnsan, Önce Gazze” parolasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Önce insan Derneği Başkanı Nuray Canan Songür, soykırımcı İsrail’in Gazze’de 23 aydır aralıksız sürdürdüğü saldırıların bir insanlık dramı olduğuna vurgu yaparak, ”Yeryüzünün hangi coğrafyasında bir Müslüman kardeşimiz mağdur durumdaysa, onun acısına ortak olmak, yükünü hafifletmek bizim hem insani hem de inancımız gereği sorumluluğumuzdur. Gazze’de kan, gözyaşı, acı sona erene kadar elimizi o bölgeden çekmeyeceğiz ” şeklinde sözler sarf etti.İsrail zulmüne direnişini onurlu bir şekilde devam ettiren Gazze halkına yardımlarını sürdüren Önce İnsan Uluslararası Kadın ve Çocuklarla Dayanışma Derneği’nin yardım partnerlerinden birisi de Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) oldu. Hz. Muhammed’in dünyaya teşrifinin yıl dönümü münasebetiyle 5 bin kişilik sıcak yemek dağıtımının yer aldığı ”Gazze Ümmet Sofrası” etkinliğine, hayırseverlerin yanısıra UTEP de katkı sundu. Mevlid Kandil’inin de kutlandığı bu anlamlı günde mazlum ve mağdur Gazze halkının yanında ilk günden beri durmaya gayret gösteren Önce İnsan Derneği, 5 bin kişilik geniş kapsamlı sıcak yemek desteğiyle Gazzeli kardeşlerimizin onurlu mücadelesine destek vererek, ”Önce İnsan, Önce Gazze” parolasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Önce insan Derneği Başkanı Nuray Canan Songür, soykırımcı İsrail’in Gazze’de 23 aydır aralıksız sürdürdüğü saldırıların bir insanlık dramı olduğuna vurgu yaparak, ”Yeryüzünün hangi coğrafyasında bir Müslüman kardeşimiz mağdur durumdaysa, onun acısına ortak olmak, yükünü hafifletmek bizim hem insani hem de inancımız gereği sorumluluğumuzdur. Gazze’de kan, gözyaşı, acı sona erene kadar elimizi o bölgeden çekmeyeceğiz ” şeklinde sözler sarf etti.İsrail zulmüne direnişini onurlu bir şekilde devam ettiren Gazze halkına yardımlarını sürdüren Önce İnsan Uluslararası Kadın ve Çocuklarla Dayanışma Derneği’nin yardım partnerlerinden birisi de Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) oldu. Hz. Muhammed’in dünyaya teşrifinin yıl dönümü münasebetiyle 5 bin kişilik sıcak yemek dağıtımının yer aldığı ”Gazze Ümmet Sofrası” etkinliğine, hayırseverlerin yanısıra UTEP de katkı sundu. Mevlid Kandil’inin de kutlandığı bu anlamlı günde mazlum ve mağdur Gazze halkının yanında ilk günden beri durmaya gayret gösteren Önce İnsan Derneği, 5 bin kişilik geniş kapsamlı sıcak yemek desteğiyle Gazzeli kardeşlerimizin onurlu mücadelesine destek vererek, ”Önce İnsan, Önce Gazze” parolasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Önce insan Derneği Başkanı Nuray Canan Songür, soykırımcı İsrail’in Gazze’de 23 aydır aralıksız sürdürdüğü saldırıların bir insanlık dramı olduğuna vurgu yaparak, ”Yeryüzünün hangi coğrafyasında bir Müslüman kardeşimiz mağdur durumdaysa, onun acısına ortak olmak, yükünü hafifletmek bizim hem insani hem de inancımız gereği sorumluluğumuzdur. Gazze’de kan, gözyaşı, acı sona erene kadar elimizi o bölgeden çekmeyeceğiz ” şeklinde sözler sarf etti.